kitabimdakumlarvar

Okumak zamanla sınırlı, yazmak hayal gücü ile sınırsız

Kalp Ağrısı

Yorum bırakın

Halide Edip Adıvar’ın eseri Kalp Ağrısı. Lisedeyken çok merak ederek aldığımı, okuduğumu hatırlıyorum. Kalp Ağrısı neydi ki? Henüz bilmiyormuşum. Okuduğum zaman da çok içselleştiremediğimi fark ediyorum şimdi. Lise döneminde aşk hikayesi okumayı bekleyerek almıştım, tam olarak beklediğim gibi çıkmamıştı kitap. Şimdi Partrik Modiano’nun ‘Tanınmayan Kadınlar’ kitabını anlatmaya niyetlendiğimde aslında bu kitap için en doğru isim Kalp Ağrısı gibi geliyor.

16- 20 yaşları arasındaki 3 kadının hikayesini anlatıyor Modiano. Üçü de hayatındaki sıkıntılara, iç sıkıntısına çare arıyor. Daha fazla kazansalar, sevdikleri, güvendikleri biri olsa hayatlarında, aileleri ile barışık olsalar geçer mi bu sıkıntı? Gençliğin verdiği cesaretle, tecrübesizlikle yaşıyorlar, sığınacak bir liman arıyorlar. Bir söz kalplerine işliyor ve bu noktada Modiano beni kalbimden vuruyor, bir anda anlattığı kadınlar ben oluyorum. Üç farklı hayat, aileleri başka hayat koşulları başka, yargıları başka. Ama ben okuduklarımda kendimi buluyorum. İlk kadının duyduğu hayal kırıklığını anlattığı gibi, ben de kendi hayal kırıklıklarımı anlatırdım. Aynı şekilde, aklımdan çıkmayan, kararlarımı etkileyen bir anı olarak. Buradan anlıyorum artık, o hayal kırıklığının verdiği hissi anlatabilmesi Modiano’ya Nobel’i kazandırmış. Nerede yaşarsak, hangi dili konuşursak konuşalım insanlar aynı, dünyamız aynı. İnsanları iyi gözlemleyenler, kendi hislerini tanıyanlar ve anlatmaya cesareti olanlar ancak böyle yazabilirler.

Modiano, iki kız çocuk sahibi olduğu için belki bu denli iyi gözlemlemiş, bu denli iyi yazabilmiş bir kadının kendini nasıl hissedebileceğini. 16-20 yaş arasında daha kendini tanımazken insan ne hissedebilir, hangi yargılarda bulunabilir? Boşluk ve sahipsizlik hissi içinde hayatı geldiği gibi yaşayan üç kadının hikayesi, bence pek çok kadının hikayesi. Farkındayız ya da değiliz. Türkler olarak genelde hislerimizi inkar etmeyi tercih ederiz. O yüzden belki kitap Türkçeye tercüme edilse gerektiği ilgiyi görmeyecek. 16- 20 yaş arası yaşanması gerekenler aileler tarafından belirlenecek, televizyonu açıp ‘reality’ programlarını izlerken 20 yaşındaki kızın 3. kocası ile imam nikahlı evli olduğunu, iki çocuğu olduğunu gerçekliğin bir parçası değilmişçesine izleyeceğiz. Kızın ve ailesinin cahilliğine yoracağız. Sanki sadece belirli gelir ve eğitim düzeyinde yaşayanların kaderiymişçesine davranacağız ve orta halli aileler kızlarını daha da sıkı tembihleyip biraz daha baskılayacaklar dünyadaki tehlikelerden korumak için. Aslında hepimizin tesadüfen tanıştığımız insanları hayatımıza dahil ettiğini unutacağız.

Kitap eleştirisi yazarken neden konuyu türk toplumuna bağladım diye soracak olursanız, şuradaki ve buradaki  eleştirilerden dolayı. Eleştirilerin biri dili çok basit bulurken, diğeri kadınları ötekileştirerek ve sadece Modiano’nun kahramanları bunu yaşarmış gibi anlatmış, hikayelerin ne kadar gerçek olduğunu görememişler.

İlk eleştiride, Modiano’nun kitabı roman olarak tanıttığı ancak kitap üç farklı hikayeden oluştuğu için sanki kandırılmışçasına aktarılmış eleştiri ve yazarın dili süslemeden aktarımı küçümsenmiş. Üç hikaye, üçü birbirinden farklı ama birbirini öyle tamamlıyorlar ki, sadece birini okumakla gençlikte yaşanan özgüvensizliğin ve boşluğun okuyucuya ulaşması mümkün değil. O nedenle kitap üç farklı hikayeden oluşan bir roman. Dili ayrıca süslememesi benim için bir eleştiri değil ancak takdir sebebi olur. Hikayeleri olduğu gibi aktarabilmek ve hissettirebilmek süslemekten daha zor. Maksat süslü yazıp kimsenin yaşamadığı, yaşamayacağı bir duyguyu -sözde- iletmek mi, yoksa okurun kendini bulması ve hayatı olduğu gibi kabul etmesine bir parça katkıda bulunmak mı? İkinci yorum ise Modiano’yu övmekle beraber, hikayeleri gerçekle bağlamadan sanat için yazılmış satırlar gibi yorumlamış.

Modiano’nun okuduğum ikinci kitabı bu. Yazarı bu kadar seveceğimi asla tahmin etmezdim. Yalın, sistematik ama aynı zamanda şaşırtıcı unsurları bir arada bulunduruyor yazılarında. Melankolinin hissedildiği kitaplar çok kişi için çekici olmayabilir, ama Modiano’nun kitapları hep bir şaşırma etkisi yaratıyor. Tekdüzelikten uzak hikayeleri Paris sokaklarında güzel bir sonbahar gezintisi yaptırıyor.

Modiano’nun Almanya’da 2002 senesinde yayınlanan kitabı henüz Türkçeye kazandırılmamış. Kazandırılmasını dilerim.

 

Yazar: Dilek

Okumayı, yazmayı, gezmeyi, yürümeyi, yüzmeyi, insanları gözlemlemeyi, yemek yapmayı severim. Değişimin kendisi olmak, hep daha iyiye doğru ilerlemeye çalışmak idealim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s