kitabimdakumlarvar

Okumak zamanla sınırlı, yazmak hayal gücü ile sınırsız

Çocukluğun Soğuk Geceleri

2 Yorum

‘Daha güzel yaşam diye bir şey yok. Daha güzel yaşamlar ötelerde değil. Daha güzel yaşam başka biçimde değil. Güzel yaşam burada. Taksim Alanı’nda. Turşu, pilav, simit, çiçek, kartpostal satan, ayakkabı boyayan siyah kalabalık içinde.’

Çocukluktan itibaren yaşadığı bedene, topluma, aile bireylerine yabancılık, mutsuzluk ve hep bir sorgulama halindeki insan. Batılılaştırılmaya, eğitilmeye çalışılan bireylerin içindeki boşluk. Etraftakiler sadece maddiyattan, hırstan, statüden anlayıp hayatı hızla tüketince çaresizce yaşanan hisler…Mutsuzluktan delirmek, hayattan kaçıp delirmek, yaşamanın delilikten farksız olduğu günler geceler, öylesine yaşanan ilişkiler…

Tezer Özlü çok cesur. Özellikle bir kadın için. Kadınların cinsellikten rahatça konuşabilmesi, yazabilmesi, tartışabilmesi daha zor bir erkeğe kıyasla. Kadın romantik bir aşk duyabilir. Yıllarca beklediği sevgilisine sonunda kavuşabilir, aşk acısı çekebilir. Ama kadın erkek bedenini tanımak istiyorum diyemez. Türkiye Cumhuriyeti toplum sosyolojisi böyle. Doğuştan itibaren ortaya konan bu şartlara kadınların büyük kısmı uyum gösterir ve bununla barışık yaşar ya da yaşamak istediğini gizli yaşar, ‘-mış gibi’ bir hayat sürer. Tezer Özlü gibiler istediğini yaşamakta önüne sınır koymaz, ama yine de etrafından memnun değildir. Bakar, görür, sorgular. Kendisinin kendine sınır çizmemesi yetmez, başkalarının mutsuzluğundan mutsuz olur. Konuşmayan karı kocalar, zoraki yaşanan hayatlar, bir nevi dünyadaki kaynakların boşa tüketimi… Hissetmeden yaşayan bir güruhu izlemek. Kendisi acı çekmeyen, izleyenlerine entelektüel acı çektiren kalabalık. Sevginin ne olduğunu bilemeden evlenenler. Hayatın önlerine koyduğu yemeği soğuk, sıcak, tuzlu demeden yiyip bitirenler. Doymak gerektiği için doymuş gibi yapanlar…Hayatı çekilmez yapanlar bunlar.

Hayatta sevgiyi aramak gerekmez. Mutluluğu aradıkça mutluluğun uzaklaşması gibi, Sevgi farklı bedenlerde aramakla bulunmaz. İnsanın içinde ya vardır ya yoktur. Denemekle olmaz. Denemek insanı kendine yabancılaştırır, sorgular durursun sevgiyi. Sebebi de sadece yanlış yerde ve yanlış kişide aramak halbuki. Yalnızlığı evde tek başına olmak sananlarla arkadaş olmak yorar. Beraberken de yalnızdır çünkü, sohbet ederken yargılar, kıyaslama yapar ve o insanla bir odada birlikte olmak gerçekten yalnız olmamak değildir. Yalnızlık dört duvar içinde yalnız olmak değil, bulunduğun şartlardan memnun olmamak, kendinden memnun olmamak, insanları sevememek, hoş görememektir.

Bu yüzden kitapta çok yerde Tezer Özlü’yü anlamama, kendimden kesitler bulmama rağmen (hem almanca ile kurduğu köprüler hem de hayatı sorgulaması sebebiyle), bana ‘işte bu’ dedirten yukarıda alıntı yaptığım satırlar oldu. O satırlarla beni 2003’te yaşadığım bir sahneye götürdü:

Üniversitede birinci sınıftayken Taksim üzerinden giderdim okula. Sabah Taksim Meydanı’nda arkadaşımla kahvaltı eder, oradan okula geçerdim Hisar’a. Dersten sonra yine Taksim’de buluşurduk çoğu zaman. Bir gün öğle vakti meydanda The Marmara’nın önüne denk gelen bankta otururken yanıma İranlı bir kadın oturdu. O zaman meydanda trafik vardı, otobüs durakları biraz çaprazımıza kalıyordu. Kadın da birini bekleyecekti, öyle gelip oturup kendi hikayesini anlatmaya başladı. Şimdi hatırlamıyorum bile ne olduğunu hayatında, ama o öğrencilik günlerimde enteresan bir olay yaşadığımı düşünüp mutlu olduğum aklımda. Boş boş oturup yanıma gelen kadınla muhabbet etmek ve sonra bunu günün olayı haline getirmek, mutlu olmak. Mutluluk bu kadar zaten. Daha fazlası yok. Kendinden memnun olmak, geleceğinden umutlu olmak, kaygılanmamak… Basit geliyor ama yetişkin olunca ne kadar da zor. Kimse ile kendini kıyaslamamak, yüzlerce şey tecrübe edip kendine ve etrafındakilere kızmamak, üzerinde öfke biriktirmemek, hayıflanmamak, maddi manevi yarışa girmemek…

Tezer Özlü incecik kitabında ruhsal çekişmeyi öyle güzel anlatmış ki, onu anladığıma da, kendimde kusur aradığım zamanların geçmişte kalmasına da çok memnun oldum. Kitap bana çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi, ben herhalde denk gelemezdim, kitapçıda gözüme ilişmezdi. İçtenlikle okumanızı öneriyorum.

 

Yazar: Dilek

Okumayı, yazmayı, gezmeyi, yürümeyi, yüzmeyi, insanları gözlemlemeyi, yemek yapmayı severim. Değişimin kendisi olmak, hep daha iyiye doğru ilerlemeye çalışmak idealim.

2 thoughts on “Çocukluğun Soğuk Geceleri

  1. Harika bir anlatım 🙏

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s