Yarasaların Şarkısı

Son zamanlarda okuduğum en güncel ve en sıradışı kitap Yarasaların Şarkısı.

Hikaye Polonya’nın Wroclaw şehrinin bir dağ kenarı yerleşkesinde geçiyor. Burada yaşayan çoğu kişi kış döneminde şehre giderken kışı platoda geçirenlerin hayvanlara ettikleri zulüm ve hayvanlara acı çektirenlerin ölümleri cinayet romanını oluşturuyor.

Tokarczuk’un yarattığı karakter yavaş hareket eden, çevresi tarafından tuhaf ya da deli olarak anılan yaşlı bir teyze olduğu için, kışın üzerinize bir battaniye, elinize sıcak bir çay veya süt alarak okuyacağınız tatlılıkta akıyor hikaye. Kim doğada vakit geçirmeyi, insanların arasından çekilip biraz kendi başına vakit geçirmeyi istiyorsa, bu kitap onlar için ideal.

Hayatta hayvanseverlerin biraz hafife alındığını, vejetaryenlerin ciddiye alınmadığını ve savundukları şeylerin zaman zaman aptalca bulunduğunu defalarca gördüm. Hayatını doğru yaşamak isteyen titiz dikkatli ve kuralcı kişilerin, emeklilerin ciddiye alınmadığına da defalarca şahit oldum. Bu kitapta Olga Tokarczuk sosyal hayatımızdaki bu davranışları çok tatlı bir dille resmediyor.

Yazar insanların kendileri dışındaki canlılara hak ettikleri değeri vermediklerini, çevreye saygısız davrandıklarını hayvan haklarını ihlal ettiklerini vicdana hitap edecek, gelecek için daha fazla sorumluluk almayı ve yapılan yanlışların düzeltilmesi için dikkat çekecek şekilde anlatıyor.

Romandaki ana karakter yaşadığı şeyleri astrolojiye bağlıyor, yıldızların konumlarına göre insanların kaderini okuyor. İnandığı şeyi sonuna kadar savunup arkasında duruyor. Ciddiye alınmadığı zaman kızıp, intikamını alıyor. Özellikle ilk başlarda yaşlı kadının bazı davranışlarını okurken içimden beni anlattığını düşündüm. Benim konuşmalarım, yorumlarım, insanlar hakkındaki fikirlerim yazılmış dedim, ama zamanla kadının kendi halinde bir kişi olmaktan çıktığını ve haklı olarak deli diye anılmasına sebep olan davranışlarını ona söylenenler üzerinden gördüm. Bir yandan bu karakter benim aynam oldu. Her defasında astroloji ile ilgili yorumlar yaptığımda etrafımdakilerin neden ciddiye almadığını da anladım. Bazen bir şeyi anlamak için başkasının üzerinden olayı gözlemlemek gerekiyor.

Kitapta Olga Tokarczuk’un ana karakter üzerinden zaman zaman kendisini, kendi savunduğu fikirleri anlattığını düşündüm. Fakat sonra karakterin aykırı davranışları ve başkaları tarafından eleştirildiği konular makul ve sıradışı davranışlar arasında çizgiyi çekti.

Roman benim için Polonya’daki bir dağ köyüne seyahatti. Konu edilen köyün çek sınırında olması, sınırda yaşayan insanların öte tarafı biraz daha insancıl, daha yaşanılabilir görmesi ve oraya özenmesi anlaşılır geldi. Dünyanın hemen her yerinde sınır yerleşkelerinde hayatın akışının benzer hayallerle dolu olduğunu düşünüyorum.

Bugüne kadar okuduğum ilk Polonyalı yazar Tokarczuk. Onun sayesinde Polonyalıların günlük hayatına, adlarına, ifadelerine biraz yakınlaşma şansım oldu. Kitabı yazar ve eserleri hakkında bilgim olmadan, konusuna göre seçmiştim, Tokarczuk’un neden Nobel ödülü kazandığını kendim görmek isteyerek. Yarasaların Şarkısı Tokarczuk’un en popüler ve Nobel ödülü almasına vesile olan kitabı değil, muhtemelen bu sebepten henüz Türkçeye tercüme edilmemiş. Ben almanca tercümesinden zevk alarak okudum ve on gün içinde bitirdim. Bundan sonra Koşucular ve Gündüzün Evi Gecenin Evi kitaplarını okuyacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s