Karartma Geceleri

1944 yılı, İstanbul sokakları. Nişantaşı, Cağaloğlu, Kapalıçarşı, Fatih, Edirnekapı, Topkapı…

Okurken kendimi hem evimde hem de evime yabancılaşmış hissettiğim bir roman Karartma Geceleri. Aslında ben yabancılaşmadım, evim, İstanbul değişti. Şimdi İstanbul’a gittiğimde üniversite yıllarımdaki halinden eser yok. Otobüs duraklarını, nerde inip nerde bineceğimi bilirdim. Artık her gittiğimde güzergahların, durakların değiştiğini görüyorum. Yeni yapılan gökdelenlerin etkisiyle, eski apartmanlar olduğundan daha da eski geliyor göze. Yolda yürümeyi, derli toplu giyinmeyi bilmeyenler, daha dün İstanbul’a gelenler İstanbul sokaklarını dolduruyorlar. Şehir merkezindeki bir durakta, bir cafede tanıdıkla karşılaşınca şaşırıyor insan, 20 milyonluk şehirde randevulaşmadan denk gelme ihtimali nedir ki? Romanın ana karakteri öğretmen Mustafa Ural ise 1944 senesinde polisten kaçarken sürekli yayan olarak bir semtten diğerine geçiyor. Horhor, Nişantaşı, Rumeli Caddesi, Karagümrük İlköğretim okulu, Pertevniyal Lisesi, Agop’un kahvesi arasında gidip geliyor. Tanıdıklara, eski ahbaplara denk geliyor. Her an onu tanıyan ve ihbar edebilecek birilerine rastlamaktan korkarak dolaşıyor.

İkinci dünya savaşının bitimine doğru sol görüşlü aydınların siyasi rejimden, faşist yönetimlerin yasalarından nasıl etkilendiklerini aktaran roman dönemin toplumsal siyasi ve ekonomik resmini çiziyor. Savaş dönemi çaya, kahveye hasret geçiyor. Ekmek karneyle veriliyor, Buğday almanlara gidiyor. Almanlar Türkiye sınırına dayanmış, politikacılar savaşa girmemek, taraf olmamak için çaba sarf ediyor. Hem sol hem sağ görüşlüler tutuklanıyor. Mustafa Ural toplatılan şiir kitabı yüzünden her yerde aranıyor. Adam asmak hala mümkünken, yakalanınca başına ne geleceğini bilemiyor. Bir şiir kitabı yazmak, görüşünü savunmak, adi suçlardan daha ağar cezalar alıyor. O kaçmayı tercih ediyor.

Kitabın 1974’te yazıldığını, 70’lerin sonlarına doğru Türkiye’de ve dünyada sağ sol çatışmalarının yaşandığını düşününce, sonrasındaki dönemlerde ailelerin neden politikadan uzak durduklarını, çocuklarını apolitik yetiştirdiklerini, eğitim sisteminin ve basılan kitapların neden suya sabuna dokunmayan daha yüzeysel bilgiler verdiğini anlıyorum.

Çoğu zaman tercüme romanlar okuyorum. Uzun zaman çeşitli cinayet romanları, efsanevi ve hayal ürünü romanlar okuduktan sonra anadilde iyi yazılmış bir roman kalbe dokunuyor, okuyanı içine çekiyor. O yüzden çok okumanın değil, seçerek iyi kitaplar okumanın ruha iyi geldiğini düşünüyorum. Karatma Geceleri akıp giden hikayesiyle beni yormadı ve mutlu etti. Karatma Geceleri ile gerçek bir okuma zevki yaşadım.

Karatma Geceleri filminde Tarık Akan, Nurseli İdiz, Engin Günaydın oynamış. Romanın bitiminde Youtube’dan oldukça kötü kalitede bir video olarak filmi izledik. Kitabı okurken aklımda Tarık Akan vardı ve bu okuma merakımı arttırdı. Film kitapla %95 örtüşüyor. Yine de kitap filmden çok çok daha güzel ve Rıfat Ilgaz’ın vermek istediği fikri daha iyi aktarıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s