Anayurt Oteli

Yalnızlık ve psikolojik çöküş üzerine yazılmış yüzlerce roman olabilir. Murakami’nin yediyüz sayfalık Zemberekkuşu’nun güncesi gibi, okurken işkence çekebilir, yalnızlığı hissedebilirsiniz. Anayurt Oteli sadece 108 sayfa. 108 sayfada bugün ve geçmiş birbirine geçerek, ana Karakter Zebercet’in uzaktan normal kabul edilen hayatında yaşadığı içsel çöküş okurun içselleştirmesine gerek olmadan aktarılmış.

Zebercet, dış görünüşü ile herkes gibi biri. Ne geçmişinde ne bugününde sıradışı bir olay var. Hayatını kurması gerekmemiş, içinde bulunduğu şartlarda yaşamış. Ne sevmiş ne sevilmiş. Sadece yaşamış, dünyaya geldiği için. Sağlıklı düşünemiyor, kendi yaptıklarının sonucunu ölçemiyor, kendisi ve çevresindeki kimse için birşey istemiyor. Herkesin gördüğü, konuştuğu fakat aynı zamanda görmezden geldiği, varlığının kimseye etkisi olmayan, eksikliği hissedilmeyen insanlardan.

Anayurt Oteli Anadolu’nun bir kasabasında, eski bir köşkten çevrilmiş bir otel. Sahibi olan ailenin geçmişi, kasabadakilerin yaşamları, Zebercet’in sapkınlığı Türk insanının yapısını anlatıyor. Genelleme yapmak doğru olmasa da, olaylar, ilişkiler o kadar doğal seyrinde anlatılıyor ki, ‘hayır canım, kim böyle yaşar, hangi ailede olur bu’ demek mümkün olmuyor. Şehirde yetişmiş birinin gözüyle Anadolu’daki kadın cinayetleri anlaşılamayabilir. İstanbul ve küçük Anadolu kasabaları arasındaki fark hissedilemeyebilir. Romanda her ne kadar yabancı olduğum yaşam tarzları anlatılsa da, Zebercet oturuşu kalkışı, yaşayışı ile o kadar ‘bizden’ ve normal ki, tehlikeli olduğunu kimse fark etmiyor. Yalnızlıktan, iletişimsizlikten normal bir insan deliriyor.

Anayurt Oteli 1973’te yazılmış. O günden bugüne sosyal hayatımızda, dilimizde ne değişti? Yusuf Atılgan’ın yazım kalitesine, konuyu işleyişine bakarak bugün daha çok dışarıdan etkilendiğimizi ama kendimizi dilce ve bilinç düzeyinde çok da geliştirmediğimizi düşünüyorum. Geçmişte bugünkünden daha iyi konuşup yazıldığını, düşüncelerin daha özgürce ifade edilebildiğini düşündürüyor bana Anayurt Oteli.

Romana dayanarak Ömer Kavur Anayurt Oteli filminin seneryosunu yazmış, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenmiş. 1987’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü almış. Bugün seyrettiğimiz filmlere bakarak Anayurt Oteli filminin kalitesini ölçemiyorum. Kitapla örtüşen bir film olsa da, kitap geçmişe gidiş gelişlerle okura çıkardığı zorlukla Zebercet’in kafa karışıklığını daha net hissettiriyor diyebilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s